Göğsünde uyumak

2012-09-19 12:15:00

Göğsünde uyumak diye bir tabir vardı.

Ne uzaktı. Ne gerek vardı buna. Hiç sevmezdim, uzak dursun derdim.
Uyumak uyumaktır işte. Vücut dinlensin yeter. Sabah erken kalkmak lazım. Uyanıp sade kahvenin yanında sigarayı yakarım. Camı açar bi bakarım dışarı hava da yağm.......

Uyandım mı bi daha yatağa niye döneyim ki. Aklıma gelmez. Kim topluycak, boşver be oğlum akşam gene yatıcan zaten.
Hoop kül düştü yere, bas üstüne geç. Senden başka kim bilecek ki. Çek çorabı ayağına çık dışarı iş güç bekler. Akşam yat o yatağa gene, her yerine batsın o yatak, nedenini anlamadan.

Dün gece sen göğsümde yattın ya gene. ben nefes aldıkça başın oynadı. bi aşağıya bi yukarıya.
Aklım almadı bi an aklım, sen orda uyurken.....Sen bir an kalbim oluyorsun. Sen orda uyurken ben kalbimi görüyorum sanki. Hatta bazen istem dışı bi yerim oynasa uyanır gibi olup daha sıkı sarılıyorsun ya, daha bir kalbim oluyorsun sanki.
insan kaç kere görür derler kalbini. ben ilk defa gördüm. sonra kapadım gözlerimi. Öyle kanlı falan değilmiş. Kalbi insana hayat verirmiş, ben hayatımı nasıl yaşadığımı gördüm dün gece.

İşte ben sabahları senden önce kalkmak istemiyorum yataktan. insan hayatını bırakabilir mi arkasında? Kalksam da geri dönme bahaneleri uyduruyor aklım. Eskisi gibi değil artık. Bazı sabahlar yorgun uyanıyorum ama, mesele dinlenmek değilmiş. mesele yorgun uyansanda hayatın kokusuyla uyanmakmış.

Sen görmesen de yere düşen tozları alıyorum ben, sabah kahvesi bitti, sigaramı en son sen söndürdün ya elime alamam bi daha.
Sen yeter ki hep göğsümde uyu, hayat ol bana. ben seni yaşatırım kollarımda.

 

19 Eylül 2012

48
0
0
Yorum Yaz